Alkol Tüketimi ve Zehirlenmeleri

Alkol Tüketimi ve Zehirlenmeleri

Alkol Tüketimi ve Zehirlenmeleri

 Toplumda alkol tüketimi ve alkole bağlı problemler hızla artmaktadır. Bu durumun nedenleri; gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerin hızlı, düzensiz ve çarpık kentleşmeleri sonucunda eğitim, sağlık ve ekonomi alanındaki sorunlarına bağlı olarak artan alkol tüketimi ve alkol kaynaklı sorunlardır.

Alkol alımının gerginliği azaltan ve rahatlatan özellikleri gibi olumlu pekiştirici yanları ilk alkol alımından sonra bu davranışın sürmesine katkıda bulunur. Kişiler sıkıntı ve sorunlarla baş etmede zorlukları olduğunda alkole yönelirler ya da aldıkları alkol miktarını arttırırlar ve böylece alkol bağımlılığı gelişir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), alkol bağımlısını “uzun süre ve alışılmışın dışında alkol alan, alkole bağlı ruhsal-bedensel-toplumsal sağlığı bozulan, buna karşın durumunu değerlendiremeyen; değerlendirse bile alkol alma isteğini durduramayan, sağaltıma gereksinimi olan bir hastadır” diye tanımlar.

Dünyada alkol kullanan 2 milyar kişinin 76 milyon kadarı alkol bağımlısıdır. Yılda 1 milyon 800 bin kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ilk tüketim yaşı 11’e kadar inmiştir. İlk kullanım yaşı düştükçe ileriki yaşlarda bağımlı olma riski de artmaktadır.

Alkolün kötü kullanımının yaşam boyu riski kadınlarda %10, erkeklerde %20; alkol bağımlılığının yaşam boyu riski ise kadınlarda %3-5, erkeklerde %10’dur. Alkol bağımlılığı ve alkol kötü kullanımının birlikte yaşam boyu yaygınlığı %13,8 olarak bildirilmektedir. DSÖ’nün aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 30 ülkede yaptığı araştırmaya göre; cinayetlerin %85’i, ırza tecavüzlerin %50’si, şiddet olaylarının %50’si, trafik kazalarının %60’ı ve kadına şiddet olaylarının %70’inde alkol sorumlu bulunmuştur.

Alkol Zehirlenmesi

Akut toksik alkoliklik en sık rastlanan zehirlenmelerden biridir. Ölüm tehlikesi yaratır. 300 gram etil alkolün (yaklaşık 1 şişe viski) 1 saatte içilmesinin bir yetişkini öldürebileceği bilinmektedir. Zehirlenme, alkollü içkilerin aşırı ve hızlı içilmesinin hemen ardından başlar ve sarhoşlukla kendini gösterir. Sarhoşluk durumu önce rahatlık ve gevşemeyle ortaya çıkan ruhsal bir uyarılma dönemiyle başlar; sonra saçmalama, konuşma tutarsızlığı, duyumsal yanılsama, dikkat, yargı ve bellek yitimi, yön şaşırma, bilinçsizlik gibi değişik düzensizlikler ortaya çıkar. Daha sonra da sinir sisteminin bozulduğunu gösteren bazı düzensizlikler görülür: Sarhoş sendeler, iyi görmemeye, bazen de çift görmeye başlar; acıya ve soğuğa karşı duyarsızlaşır. Daha ileri bir düzeyde ortaya çıkan alkol komasında, hareket etme ve duyarlılık kesin olarak ortadan kalkar; nabız atışları yavaşlayıp zayıflar, beden ısısı normalin altına düşer. Bu durum ölüme yol açabilir. Genellikle alkol komasını derin bir uyku dönemi izler; sonra, karaciğerin iyi çalışmadığını gösteren sarılık ve sindirim bozukluğu ortaya çıkar. Alkole dayanıklılık kişiye göre değiştiği için, sarhoşluk da çeşitli biçimlere bürünür. Alkolün kişiyi etkileme derecesi, kişilerin bedensel ve ruhsal sağlık durumlarına, beden ağırlıklarına, sindirim koşullarına göre değişir. Saf alkol, yoğunluğu azaltılmış alkolden daha zararlıdır. Ayrıca, aç karnına içilen alkol, yemek sırasında içilen alkolden daha hızlı ve toksik etkilidir.

Metil Alkol Zehirlenmesi

Metil alkol (metanol), son yıllarda metanolde artan sayıda zehirlenme sonucu ölüme yol açması nedeni ile özel bir önem kazanmıştır. Metanol (odun alkolü) odun talaşının distile edilmesi ile elde edilir. Bu nedenle diğer alkollere göre ucuzdur. Ucuzluğu nedeni ile sahteciler tarafından alkollü içkilere katılması, suisidal amaçlı olarak metanol içeren ürünlerin tüketilmesi ve çocuklar tarafından bu ürünlerin bilinçsizce alınması sonucu ölümlere neden olmaktadır.

Tüketim sonrası kan yoluyla karaciğere gelen metanol önce, alkol dehidrogenaz enzimi aracılığı ile yavaş olarak formaldehite ve takiben aldehit dehidrogenaz enzimi ile formik aside dönüştürülür. Bu dönüşüm etil alkole oranla 5-10 kere daha yavaş oluşur. Yavaş yıkılım, metanolün organizmada birikimine neden olur. İdrarla formik asid şeklinde atılır. Atılım, emilimi takiben 3-4 gün devam eder. Ayrıca akciğerlerde de elimine olur.

Metanolün, değişikliğe uğramadan zararsız ve sadece sarhoş edici bir etkisi varken, in vivo dönüştüğü formik asid (format) yüksek toksisiteye sahiptir. 20 mg/dl.’nin üstündeki dozlar toksik kabul edilir, 40 mg/dl. üstü çok ciddi bozukluklara yol açarken, 80-100 mg/dl.’lik düzey genellikle sınır letal düzeyi olarak kabul edilir. İlk 5 saatte sarhoşluk ve gastrit ön plandadır. 30 saatten sonra ciddi metabolik asidoz gelişir ve plazmanın bikarbonat miktarı düşerken, osmolalitesi yükselir.

Metanol zehirlenmesinde rastlanan başlıca semptomlar, baş ağrısı, letarji, vertigo, kusma, bulanık görme veya ileri aşamada görmede tam kayıptır. Hiperpne, delirium, konvulsiyon gelişebilir ve tedavi edilmeyen olgularda konvulsif felç, koma ve ölüm görülür.

Metil alkol zehirlenmesinde tedavinin esasını, toksik metabolitlerine dönüşümünün engellenmesi, mevcut metabolik asidozun düzeltilmesi ve toksik metabolitlerinin vücuttan uzaklaştırılması oluşturur. Ölümle sonuçlanan olguların çoğunda, kan metil alkol düzeyi 150-300 mg/dl. gibi yüksek düzeylerde bulunmaktadır. Bu miktar letal doz sınırı olarak kabul edilen 80-100 mg. /dl. düzeyini oldukça geçmektedir. Toksik bulguların geç ortaya çıkması, özellikle içki amaçlı kullanımlarda metil alkolün aşırı dozda alımına yol açmaktadır.

Kaynaklar:

Baduroğlu E, Durak D. Alkol ile İlgili Adli Tıp Sorunları. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi. 2010;36(2):65-71.

Yenigün M. Alkol Tüketimi ve Tıp. Haseki Tıp Bülteni. 2006;44(3):1-16.

Yeşilay [İnternet]. Erişim tarihi: 14.12.2020, Erişim adresi:

https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/alkol-bagimliligi

 

İlgili Makaleler