BAL, PROPOLİS VE ARI SÜTÜ

BAL, PROPOLİS VE ARI SÜTÜ

Apiterapi, bal, arı ekmeği, arı zehiri, arı poleni, propolis ve arı sütü gibi bal arısı kovanlarından elde edilen ürünleri kullanarak sağlığı uzatma, sürdürme ve koruma sanatıdır.

Son yıllarda, geleneksel ve modern tıpta arı ürünleri yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Arı kaynaklı ürünlerin ve nutrasötiklerin yararlarını ve farmakolojik özelliklerini araştırmaya yönelik birçok çalışma mevcuttur.

BAL

Bal, bal arısı tarafından işlenen tatlı bir sıvıdır. Bal faydalı ve yüksek besin bileşenleri nedeniyle dünya çapında uzun zamandır kullanılmaktadır. Geleneksel olarak Mısır, Yunanlılar, Romalılar ve Çinliler tarafından mide ülseri dahil olmak üzere bağırsak yaralarını ve hastalıklarını iyileştirmek için kullanılmıştır. Ayrıca öksürük, boğaz ağrısı ve kulak ağrıları için de ilaç olarak kullanılmıştır. Her bölgede flora ve bitki örtüsü ile değişkenlik gösteren bal isimleri ve farklı oranda bileşikler içerebilir.

 

Ülkemizde çiçek balı, çam balı, narenciye balı, ayçiçek balı, ıhlamur balı, lavanta balı, kekik balı, kestane balı en çok tüketilen bal çeşitleridir. Anzer balı çok zengin ve endemik bitki örtüsü bulunan Anzer yaylasında elde edilen meşhur bir baldır.

 

Dünyada en çok bilinen ballar; Manuka balı (Yeni Zelenda ve Avustralya), Yonca balı (Clover honey), Karabuğday balı (Buckwheat Honey), Tupelo balı (Florida bölgesi).

Harici kullanıma ek olarak, bal vücutta hayati organları güçlendirmek için enerji ve besin sağlamak için işlevsel bir gıda olarak kullanılır. Balın glikoz, fruktoz, flavonoid, polifenoller ve organik asitler gibi aktif bileşenleri, kalitesinde önemli bir rol oynar.

Bal aynı zamanda süper doymuş bir şeker çözeltisi olarak da bilinir. Doğal bal,% 82.4 karbonhidrat (% 38.5 fruktoz,% 31 glukoz,% 12.9 diğer şeker) ,% 17.1 su,% 0.5 protein, organik asitler, multimineraller, amino asitler, vitaminler, fenoller ve sayısız diğer küçük bileşiklerden oluşur. Ek olarak bal, fenolik asit, flavonoid ve a-tokoferol dahil olmak üzere az miktarda biyoaktif bileşenlerden oluşur.Tıbbi etkileri olan bileşenler; fenolik asitler, flavonoidler, askorbik asit, proteinler, karotenoidler ve glukoz oksidaz ve katalaz gibi bazı enzimlerdir.

 

PROPOLİS

Propolis arıların bitkilerin yaprak, tomurcuk, kabuk ve benzeri kısımlarından topladıkları reçineli maddeleri bal mumu ve kendi salgılarıyla karıştırmasıyla ürettikleri keskin ve güzel kokulu maddedir. Mum kıvamında, suda erimeyen ve oda sıcaklığına yarı katı haldeki propolis; bitkisel kaynağına bağlı olarak kirli sarıdan koyu kahverengiye kadar farklı renklerde olabilir. Propolis kovanın mekanik dayanıklılığını arttırmak, ısı yalıtımını sağlamak, antimikrobiyal etkinlik ile hastalıkları önlemek başta olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılır. Propolisin kimyasal bileşimi ve yapısı iklim şartlarına ve toplandığı kaynaktaki çevresel şartlara bağlı olarak değişmektedir.

Yapılan araştırmalarda 300 civarında farklı bileşik içeren propolis, antiseptik, antienflamatuvar, antioksidan, antibakteriyel, antimikotik, antifungal, anti-kanser ve immünomodülatör özellikleri nedeniyle çeşitli hastalıkların tedavisinde sayısız uygulamaya sahiptir.

Propolisin bileşiminde reçine (%50), balmumu (%30), uçucu yağlar (%10), polen (%5) ve diğer organik bileşikler (%5) mevcuttur.

 

Propolisin terapötik değeri içerisinde bulunan on iki farklı flavonoid, iki fenolik asit, B1, B2, B6, C ve E vitaminleri gibi önemli vitaminler ve magnezyum (Mg), kalsiyum (Ca), potasyum (K), sodyum (Na), bakır (Cu), çinko gibi faydalı minerallerden ve (Zn), manganez (Mn) ve demir (Fe). Süksinik dehidrojenaz, glukoz-6-fosfataz, adenozin trifosfataz ve asit fosfataz gibi enzimlerin varlığından kaynaklanmaktadır.

Propolis kullanım alanları:

-Propolisin yapısında bulunan antioksidan ve antitümör etkilere sahip çeşitli bileşikler nedeniyle son yıllarda propolisin kanser hastalığı üzerine etkileri ile ilgili çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda propolisin bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser riskini azalttığı; tümör büyümesini önlediği ve kanserli hücre ölümünü teşvik ettiği belirlenmiştir. Doktor ve eczacı denetiminde kullanılması gerekmektedir.

-Propoliste bulunan kaffeik asitin yaşlanmayı geciktirici özelliği vardır.

-Bakteri ve mayalara karşı etkinlik gösteren propolis ağız ve diş hastalıkları, vajinal mantar hastalıklarında kullanılmaktadır.

-Yanık, zona ve sedef gibi rahatsızlıklarda propolis yaraların iyileşmesini hızlandırır.

-Yapılan çalışmalar propolisin ülsere karşı koruyucu ve tedaviyi destekleyici etkileri olduğunu ortaya koymuştur.

-Grip, farenjit ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarında propolisin tedaviye destek olduğu belirlenmiştir. Hastaların propolis ekstraktını suya damlatarak buharını soluması üst solunum yolunu ve bronşları rahatlatarak olumlu sonuçlar vermiştir.

Aşağıda propolisin kullanım alanlarını özetleyen tabloya ek olarak farklı alanlarda ve hastalıklarda çalışmalar devam etmektedir.

 

ARI SÜTÜ

Arı sütü, 5 gün ila 15 günlük işçi arıların baş kısmının alt ve boğaz bezleri sayesinde salgılanan, genç larva zamanında gözlerin ve ana arıların yetiştirilmesinde kullanılan krem kıvamında, beyaz görünümlü, derin kokulu ve besleyici özelliği yüksek olan bir gıdadır.

Arı sütünün ham madde kaynağı, polen, su ve baldan oluşmaktadır. Ana arı ve yavru arıların beslenmesinde kullanılan arı sütünün oluşturulmasında işçi arılar aldıkları bu hammaddeleri vücutlarında değişikliğe uğratarak tekrar hücre içine salgılarlar. Royalaktin, arıların jölesinde, larvaların kraliçe arıya morfolojik değişimini sağlayan ana bileşiktir. Bu süper besin, ana arının diğer arılara göre uzun ömürlü olmasının temel nedenidir. Arı sütü, çeşitli kronik hastalıklarla mücadeleye yardımcı olmak için yaygın şekilde kullanılır. Antibakteriyel, antitümör, antialerji, antienflamatuar ve immünomodülatör etkileri mevcuttur.

Arı sütü, su (%50-%60), proteinler (%18), karbonhidratlar (%15), lipitler (%3 -%6), mineral tuzlar (%1,5) ve vitaminlerden oluşur. Modern spektrometrik analizlere dayanarak arı sütünde yaklaşık 185 organik bileşik tespit edilmiştir. Royalactin, arı sütünde bulunan en önemli proteindir. Ek olarak, arı sütü, bazı immünomodülatör özelliklere sahip olan 10-hidroksi-2-dekenoik asit (HAD) dahil olmak üzere önemli sayıda biyoaktif bileşikten oluşur. Yağ asidi, proteinler, adenozin monofosfat (AMP) N1 oksit, adenozin, asetilkolin, polifenoller ve testosteron, progesteron, prolaktin ve östradiol gibi hormonlar arı sütünde mevcut olduğu bildirilen diğer faydalı biyoaktif bileşenlerdir.

 

Astım, saman nezlesi, karaciğer sağlığı, pankreatit, tip II diyabet, diyabetik ayak ülserleri, uyku bozuklukları, kanser, yorgunluk, premenstrüel semptom, menopoz semptomları, kısırlık, mide ülserleri, kemik sağlığı, yüksek kolesterol arı sütünün tedaviyi destekleyici olarak kullanıldığı alanlardır.

 

APİTERAPİ PREPARATLAR:

Bal, polen arı sütü ve propolis ürünlerinden birinin ya da ikili üçlü kombinasyonlarının bulunduğu ürünler mevcuttur. Bu preparatlarda dikkat edilmesi gereken hususlar; organik olması, içeriğinin belirtilmesi (% oranları), gereken sertifikaların bulunmasıdır.

Diyabet, arı ürünlerine allerj, bazı kronik hastalıklar, bebeklik dönemi, emzirme bu ürünlerin kullanımının yasaklandığı veya kısıtlandığı durumlardır.

 

Ecz. Sibel Çolak

ilachaber
ilachaber
ADMINISTRATOR
PROFİL

İlgili Makaleler