ÇOCUK HAKLARI

ÇOCUK HAKLARI

Milyonlarca çocuk sokak şiddetine, madde kullanımına, cinsel istismara maruz kalmakta, dünyada 500 milyon çocuk, işçi olarak çalışmakta. Dünyanın pek çok yerinde etnik azınlıklar, kız çocukları ve engelli çocukların eğitim alma hak ve imkanları ya çok kısıtlı ya da hiç yok.

Çocukların haklarının olduğu ise, ancak 20. Yüzyılın başlarından itibaren gündeme gelmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi, 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, bu sözleşmeyi 2 Ekim 1995’te uygulamaya başlamıştır. BM tarafından 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmiştir. Uluslararası hukukta çocuğun yüksek yararı düşüncesini içeren bu sözleşmeyi 196 devletin kısa sürede onaylaması bu konunun ne kadar elzem ve acil olduğunu göstermektedir. Çocuklarla ilgili ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve siyasi tüm hakların desteklenmesi ve korunmasına yönelik en kapsamlı insan hakları antlaşması ve hukuki belgedir. Çocuğun yüksek yararı ilkesini devletlerin iç hukukuna girmesini sağlayan bu sözleşme ülkemizde de çocuğun yüksek yararını temel prensip haline getirmiştir.

Çocuğun yaşam hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi temel başlıca hususların yanında vücut dokunulmazlığı hakkı, cinsel dokunulmazlık hakları gibi tamamlayıcı unsurların da etraflıca düzenlenmesi gerekir. Bu sebeple, Avrupa Konseyi üye devleti olan Türkiye Lanzorete Sözleşmesi’ni imzalamış ve onaylamıştır. Bu sözleşmeye göre çocuğun cinsel istismarı ve suiistimali suçlarında açılan ceza davalarının öncelik verilerek ivedilikle sonuçlandırılması, sözleşmede tanımlanan suçlar için ulusal yasaların yakınlaştırılması ve uyumlulaştırılması ve çocuklar için profesyonel kadroların yetiştirilmesi gerektiği taraflara yüklenmektedir. Türkiye’de sözleşme yürürlükte olmasına rağmen istenilen sonuç alınamamaktadır. Fakat BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin uygulanması amacıyla BM Çocuk Hakları Komitesi’ne bireysel başvuru yapılmasına imkan tanıyan ek başvuru protokolü Türkiye tarafından da imzalanmış 2017’de yürürlüğe girmiştir. Bunun için de ulusal hak arama yollarının tümü tüketildiğinde uluslararası yasal hak arama hakkına başvurulabilir.

Ülkemizde, Çocuk Koruma Kanunu Çocuk Hakları Sözleşmesine göre düzenlenmiştir ve bu kanuna göre çocuğun bir suçu işlediği değil, bir suça sürüklendiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım ile bir anlamda suçlu olan çocuğu da suçun mağduru konumunda kabul edilmiştir; bununla suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasını değil korunmasını temel amaç olarak kabul edildiği, bu şekilde çocuğun yüksek yararı çocuk ceza adalet sisteminde de olduğu görülür. Elbette ki bu durum suç işleyen çocuğun yaptırımsız kalacağı anlamına gelmez. Yaptırım uygulanacak ise uygulanacak yaptırımın çocuğun durumuna ve fiiline uygun ve orantılı olması gerekir. Hem çocukların suçu bir yaşam biçimi haline getirmelerinin önlenmesini hedeflendiğinden hem de çocukların fiziki ve psikolojik gelişimleri; duygusal ve eğitim düzeyleri yetişkinlerden farklı olduğundan; ceza kanununda çocukla ilgili hükümler imtiyazlıdır. Örneğin, Çocuk Koruma Kanunu 18. Maddeye göre: Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz.

Ülkemizdeki ceza ve medeni kanuna göre 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur. Kişi 18 yaşından önce ergin (reşit) olsa da (15-17 yaşını doldurmuş çocuğun evlenerek ergin olması gibi) çocuk sayılmaya devam edecektir ve TCK ve ÇKK bakımından imtiyazlardan yararlanacaktır.

Çocuklarımız her durumda korunmalı ve her koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmalıdır. İnternet üzerinden yapılan çocuk pornosu, cinsel saldırı olduğunu tespit ettiğimizde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na ihbar web üzerinden durdurulmamasını hemen isteyebiliriz. TCK. m.103 gereği suç olan eylem hakkında emniyet birimlerine alo ihbar hattıyla bildirmeliyiz. Bu bir insanlık görevidir.

Çocukların artık aktif hak sahipleri olduğu bilinse de bu hakların korunması ve gözetilmesi için yine de aileye ihtiyaç vardır. Bu sebeple, Medeni Kanun’da ‘Çocuğun Korunması, Çocuğun Bakım ve Eğitim Giderlerini Karşılama, Çocuk ile Kişisel İlişki’ gibi bölümler düzenlenmiştir. Ailesi olmayan çocuklar da evlat edinme kısmında koşulları ile kanunumuzda detaylıca düzenlenmiştir. Aile kavramının çocuk için önemine dikkat ederek soy bağının kurulması etraflıca düzenlenmiştir.

Einstein’ın “Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler hiçtir.” Sözüyle ve 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günü kutlayarak bitiriyoruz.

 

Yazanlar

Av. Yavuz Öztürk

Staj. Avukat Ezgi Öztürk

 

ilachaber
ilachaber
ADMINISTRATOR
PROFİL

İlgili Makaleler