Doğru Bilinen Yanlışlar

Doğru Bilinen Yanlışlar

Doğru Bilinen Yanlışlar

Sebze Cipsi yemek Sebze Yemekle aynı şey midir?

Sebze Cipsi

Elbette, patates cipsinin iyi bir alternatif olmadığını biliyoruz, peki ya pancar, kabak ve diğer sebzelerden yapılan sağlıklı görünen sebze cipsleri?

Genellikle bu tarz paketli ürünler tuz ve doymuş yağ içerirler. Bu da onları sizin için (tuzsuz) fındık ve tohumlar gibi gerçek sağlıklı atıştırmalıklardan çok daha kötü hale getirir. Alternatif olarak, sebze dilimlerinin üzerine biraz zeytinyağı gezdirip fırında pişirerek kendi sebze cipslerinizi yapmayı deneyebilirsiniz.

 

Diyet/Egzersiz Planlarına Bağlı Kalmak İrade Gerektirir

“Keşke daha fazla iradeye sahip olsaydım.”

Diyet ve egzersiz yapmaya çalışan ancak düzenli bir şekilde devam edemeyen insanlar sıklıkla “Keşke daha fazla iradeye sahip olsaydım” diyor.

Yapılan araştırmalar insanların yeni bir sağlıklı alışkanlık oluşturmak (düzenli egzersiz yapmak veya daha fazla meyve ve sebze yemek gibi) veya çok sağlıklı olmayan bir davranışı ortadan kaldırmak (sigara içmek veya şeker yemek gibi) için irade gücünün çok da önemli olmadığını gösteriyor. Ancak insanlar bunu varsayıyor.

İrade gücü ile ilgili sorun, kendimizi başarısızlığa hazırlamamızdır. Daha çok deneyerek istediğimizi elde edebiliriz. Ama başarısız olduğumuza inanırsak, başarmak için yeterli iradeye sahip olmadığımızı kendimize telkin edersek bir döngüye girmişiz demektir.

Deodorantınızı Sabah Sürmelisiniz

Deodorant, temiz ve kuru cilde uygulanmalı…

Reklamlarda izlediğimiz gibi eforla dolu bir gün için kapıdan çıkmadan önce deodorant uygulamak mantıklı görünse de iyi bir yöntem değildir.

Deodorant her zaman temiz ve kuru cilde uygulanması gerektiğinden, akşamları duş almak, cildinizi bir havluyla kurulamak ve ardından deodorant uygulamak iyi bir yöntem olarak tavsiye edilebilir. Deodorantın taze kokusunu özlediyseniz sabah tekrar uygulamanızda bir sakınca yok.

Detoks, Diyete Hızlı Başlamanın En İyi Yolu mudur?

İlk birkaç gün içinde gördüğünüz kilo kaybı, sadece su kaybından kaynaklanır…

Hepimizin bir hafta boyunca sadece limon suyu ve kırmızı biber suyu içmeye ya da tamamen sıvı bir diyete devam etmeye yönelik detoksundan bahseden bir arkadaşımız var. Ancak toksinlerin temizlenmesi sağlıklı bir şey gibi görünse de çok sağlıklı bir yöntem olduğunu söyleyemeyiz.

Böbreklerimiz ve karaciğerimiz, vücudumuzdaki toksinlerin atılmasıyla ilgilenir, bu nedenle bu organlarla ilgili bir sorununuz olmadıkça, vücudumuzda bir tür büyük birikme olmayacaktır. Tipik bir detoks için kullanılan çoğu rejim, vücudu kurutur ve ishal gibi bağırsak sorunlarına neden olabilir, bu nedenle birkaç gün içinde gördüğünüz kilo kaybı sadece su kaybından kaynaklanır… Bunun yerine, yeni bir diyette ilerlemeyi hızlandırmak isteyenlere sadece içtikleri su ve yedikleri sebze miktarını artırmalarını önerebiliriz.

Tuzsuz yemeğin hiç tadı olmaz

Tat cisimcikleri eğitilebilir.

Devamlı tuzlu yiyecekler yiyen veya yemeklerine ek olarak tuz atan kişilerin dillerindeki tuzu algılayan cisimciklerin tuz eşiği yükselir ve normal tuzlu yemekleri bile tuzsuz olarak algılar. Oysa tat cisimcikleri eğitilebilir: Yani az tuzlu yerseniz birkaç hafta sonra yemekler size “normal tuzlu” gelir. Hatta “normal tuzlu” yemekler de “çok tuzlu” gelir. Dolayısı ile tuzlu yemek alışkanlığı değiştirilebilir. Bundan başka fazla tuz, yemeklerdeki çok baskın olmayan farklı lezzetleri de maskeler. Az tuzlu yiyerek, bu farklı lezzetleri de algılayıp yemekten daha fazla zevk alabilirsiniz.

Antidepresan ilaç Kullanmak Kişiliği Değiştirir

İlaç kullanımında mutlaka psikiyatristinizle iş birliğinde olunmalı.

Depresyon tedavisinde ilaç kullanımı kulağa kimi zaman korkutucu olarak gelse de gereken durumlarda kişinin tedavi sürecine oldukça önemli bir destek sağlamaktadır. Kullanılan ilaçlar depresyonun belirtilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olan çeşitli kimyasallar salgılamak üzerine oluşturulmuştur. Bu nedenle, kullanılan ilaçlar kişiliğin değişmesinde herhangi bir rol oynamamaktadır. İlaç kullanan kişiler, kişiliklerinin değişmediğini aksine eskiden oldukları gibi hissettiklerini belirtmektedir. İlaç kullanımında mutlaka psikiyatristinizle iş birliğinde olmanız ve çekincelerinizi doktorunuzla paylaşmanız önem taşımaktadır.

Yorgunluk Nörolojik Problemlere Yol Açar mı?

Yorgunluk, nörolojik hastalıklardan kaynaklanabilir.

Yoğun bir iş günü ya da uzun bir yolculuk sonrasında oluşan yorgunluk, istirahat sonrası kendiliğinden geçebilir. Ancak dinlendikten ya da yeterince uyuduktan sonra dahi geçmeyen yorgunluk, kişinin zihinsel, fiziksel ve duygusal etkinliğini olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürür. Sürekli olarak yorgun olmak, uyku bozuklukları, baş ağrısı, baş dönmesi, denge problemleri, konsantrasyon ve hafıza sorunları, bilinç bulanıklığı, uzuvlarda ya da yüzün bir bölümünde uyuşma gibi nörolojik problemlere yol açabilir. Yorgunluk, nörolojik hastalıklardan kaynaklanabileceği gibi nörolojik hastalıkların varlığı da yorgunluğa neden olabilir. Yorgunluğun tüm mekanizmaları henüz tam olarak açıklanamasa da serotonin, melatonin ve hipokretin gibi nörotransmitter seviyelerindeki değişimlerin, yorgunluk oluşumunda rol oynadığı düşünülür. Ayrıca yorgunluktan yakınan kişilerin beyninde yer alan kortikal bölgeler ile talamus, bazal gangliyonlar ve limbik sistem arasındaki bağlantı yollarının farklılaştığı da bazı araştırmalarda görülmüştür.

Korona virüs sadece solunum yollarını mı etkiler?

Bildirilen en yaygın coronavirüs belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı ve kusma yer almaktadır.

Koronavirüs salgını sırasında bildirilen raporlar, hastalığın sadece solunum yollarını değil, nörolojik sistemleri de etkilediğini ortaya koymaktadır. Çeşitli ülkelerden bildirilen çalışmalarda hastaların yaklaşık üçte birinde nörolojik bulgular rapor edilmiştir. Bildirilen en yaygın belirtiler arasında baş ağrısı, bulantı ve kusma yer almaktadır. Daha ciddi vakalarda ve özellikle de daha yaşlı ve hipertansiyon, diyabet gibi risk faktörü olan hastalarda virüsün santral sinir sistemine yayılması, kan pıhtılaşma eğilimini artırması, inflamasyon etkisi ile nöropatiler, miyopatiler, epilepsi gibi çeşitli nörolojik tablolar yanı sıra akut inme komplikasyonu da bildirilmektedir.

Bilim insanları Covid-19 salgını ile birlikte bilişsel ve zihinsel hastalıkların arttığını açıkladı. Uzmanlar yeni tip korona virüs akciğer ve damar çeperlerinin yanı sıra beyin hücrelerini de doğrudan enfekte ettiğini ve virüs miktarının beyin hücrelerinde 3 günde 10 katına kadar çoğaldığını keşfettiler. Ayrıca, koronavirüsün katatoni (fiziksel ve zihinsel kapanma) ve Guillain-Barre sendromu gibi son derece ciddi rahatsızlıklara sebep olduğunu açıkladılar.

Virüsün en değerli organımıza doğrudan zarar verdiğini bilmek hayati bir önem taşımaktadır. Araştırmacılar, beyne ve sinirlere kalıcı hasara neden olabilecek bir nörolojik hastalık dalgası konusunda uyarı yaptı. Ayrıca salgın esnasında tökezleme, konuşma bozukluğu ya da nöbet geçirme belirtileri gösteren hastalarda Covid-19 testlerinin de yapılması gerektiğini belirtti.

Kalıcı kronik yorgunluk ve depresyon salgınlarına neden olabileceği de araştırmacılar tarafından düşünülmektedir. Yine izlenen bir kısım hastanın duygu durum bozukluğu yaşadığı, bazılarında ise psikoz, demans geliştiği, geçici olarak konuşma yeteneğini kaybettiğini bildirildi

İlgili Makaleler