Grip ve Zatürre

Grip ve Zatürre

Grip ve Zatürre

Aşılar ölü veya zayıflatılmış mikroorganizma içeren (bakteri veya virüs), enfeksiyon hastalıklarından korunma amacıyla kullanılan biyolojik ürünlerdir.  Aşılar, bağışıklık sistemini uyararak hastalık etkenini tanıyan ve bu etkenle tekrar karşılaşıldığında yakalayıp yok eden antikor oluşumunu sağlarlar. Böylece aynı tip aktif organizma vücuda girdiğinde bağışıklık sistemince tanınarak kısa zamanda yok edilir.

Grip, Influenza virüsünün sebep olduğu, tüm dünyada her yaş grubundan insanı etkileyebilen, bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur. Mevsimsel seyreden, genellikle bahar ve kış aylarında görülen bir hastalıktır. Bu hastalık hafif seyredebileceği gibi bazen hayati tehlike oluşturabilir. Grip; hasta kişilerin, etrafa saçtığı damlacıkların solunması veya bu damlacıkların bulaştığı yüzeylerle temas sonucu bulaşır.

Gripten korunmada en etkili yol aşılamadır. İnaktif aşılar gripten korunmada kanıtlanmış etkinliğe sahiptir ve yaklaşık 60 yıldır kullanılmaktadır. Her yıl aşı içeriği Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri dikkate alınarak hazırlanır. Dünya Sağlık Örgütü uzun yıllardır içeriğinde iki Influenza A alt tipi (H1N1, H3N2) ve bir Influenza B tipi virüs yer alan trivalan(3 suşlu) inaktive grip aşısını önermektedir. 2013-2014 grip sezonundan itibaren bu aşıya ikinci bir Influenza B tipi virüs eklenmesiyle geliştirilen 4 suşlu quadrivalan inaktive aşı da önerilmeye başlamıştır. Günümüzde dünya piyasasında canlı atenüe Influenza aşıları ve rekombinant Influenza aşıları da mevcuttur. Grip aşıları genellikle intramuskuler yolla uygulanmaktadır. I.M. yol dışında canlı atenüe Influenza aşısının nazal sprey formu geliştirilmiş ve piyasaya sunulmuştur. Ülkemizde yalnızca inaktive intramuskuler aşılar uygulanmaktadır.

Aşının daha etkili olabilmesi için salgına sebep olan virüs ile aşının içeriğinin iyi eşleşmesi gerekmektedir. Bu yüzden her yıl salgına sebep olan Influenza virüsleri Dünya Sağlık Örgütü tarafından takip edilip belirlenmekte, aşı içerikleri de buna göre yılda 2 kez güncellenmektedir (kuzey yarım kürede eylül, güney yarım kürede mart ayında).

Her yıl mevsimsel gribe neden olan virüs değişebildiğinden aşı, yapıldığı grip sezonunda etkili olmaktadır. Bu sebeple aşının her yıl tekrarlanması gerekmektedir.

Grip aşısı ülkemizin de dahil olduğu kuzey yarım kürede senenin yeni aşısı ile, her yıl kasım ayına kadar uygulanmalıdır. Etkin bir korunma için salgın döneminden 3 ay öncesinde bağışıklık sağlanmış olmalıdır ki bu da eylül ekim aylarında uygulanacak aşıyla sağlanır.

Aşılanmanın amacı toplumda hastalığın yayılımını azaltmak, riskli gruplarda morbidite ve mortaliteyi azaltmak, işgücü kaybını, çocuklarda okul devamsızlığını azaltmaktır.

Grip aşısı, 65 yaş üzerindeki kişilere, risk gruplarına ve 6 aydan büyük olmak şartıyla enfeksiyondan korunmak isteyen herkese önerilmektedir. Özellikle yüksek komplikasyon riski taşıyan ve bulaşma ihtimali bulunan kişiler için önemlidir. Grip aşısı, 1-2 hafta içinde vücutta koruyucu düzeye ulaşır, 2-4 hafta içerisinde maksimum koruma düzeyine ulaşır ve sonraki 6 ay boyunca yarıya düşer. Sağlıklı erişkinlerde aşı ile sağlanan koruyucu antikor düzeyi influenza A için %80’in üzerinde bildirilmiştir. 65 yaş ve üzerindeki bireylerde aşılama, hastalıktan korunma açısından daha az etkili olabilmektedir, ancak Influenza ilişkili komplikasyon ve ölüm riskini düşürmektedir

Dünya Sağlık Örgütü de hamilelik dönemindeki kadınlar, 6 ay-5 yaş arası ve 65 yaşın üzerindeki bireyler, kronik sağlık sorunları olan kişiler ve sağlık çalışanları için her yıl grip aşılaması önermektedir.

Ülkemizde grip aşısı bedeli 65 yaş üzeri kişilerde sağlık raporu aranmaksızın, 65 yaşın altında olup risk gurubunda olan kişilerde ise durumlarını belirten sağlık raporuyla reçete edildiğinde, yılda bir defaya mahsus olmak üzere devlet tarafından karşılanmaktadır.

Aşı uygulamasından sonraki birkaç gün boğaz ağrısı, burun akıntısı gibi semptomlar görülebilmektedir. Yumurta alerjisi olanlar, aşıya karşı alerjisi olanlar, ateşli hastalık geçirmekte olanlar, 4 ayın altındaki hamileler, 6 ayın altındaki bebekler, önceki aşılarından sonra ağır grip tablosu yaşayanlarda grip aşısı önerilmemektedir.

Zatürre yani pnömoni, çeşitli kimyasallar ve mikroplarla akciğerlerin iltihaplanmasıyla oluşurken genellikle mikrop içeren damlacıkların hasta olan kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla bulaşan damlacık enfeksiyonudur. Zatürre sağlıklı ve genç bireylerde, ileri yaşlardaki bireylere göre daha kolay tedavi edilebilir. Özellikle havaların soğumasıyla birlikte zatürreye vakalarında artış görülür zira kış aylarında kapalı alanlarda geçirilen zamanın fazlalaşması bulaşıcı enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Zatürrenin etkenleri arasında virüsler, bakteriler ve mantarlar yer alır. Okul yaşında olan çocuklarda genellikle Mycoplasma Pneumoniae pnömonisi görülebilirken viral zatürreler daha çok çocuklarda ve gençlerde görülür. Viral zatürrelerin erişkinlerde görülme oranı ise %13 civarındadır. Nitekim erişkinlerde bakteriyel pnömoniler daha çok görülür. Zatürre hastalığı küçük çocuklarda yaygındır; ancak yaşlı yetişkinler ciddi hastalık ve ölüm açısından en büyük risk altındadır. Her zatürre aynı mikrobik etkenlerle ortaya çıkmaz. Zatürrenin sık rastlanan sebeplerinden biri olan “Pnömokok” isimli bakterilerdir.

Zatürreden korunmada etkili yöntemler arasında aşılama bulunur. Pnömokok aşıları; konjuge olmayan-polisakkarit-23valan ve konjuge -13valan olmak üzere iki çeşittir. Polivalan pnömokok aşıları Streptococcus pneumonia kaynaklı yüksek düzeyde saflaştırılmış kapsüler polisakkaritler içerir.

Dünyada ilk pnömokok aşısı 1977’de Amerika Birleşik Devletleri’nde ruhsatlandırıldı. Bu aşı 14 farklı pnömokok suşundan saflaştırılmış polisakkarit antijeni içeriyordu (PPA14). 1983 yılında 23 valanlı polisakkarit aşı (Pneumovax 23, Merck) geliştirilerek 14 valanlı aşının yerini aldı. PPA23, hastalığın %60-75’inden sorumlu 23 tip pnömokokal bakteriden izole edilmiş polisakkarit antijeni içeriyordu. Dünyada hala kullanılan ve ülkemizde de ruhsatlı olan PPA23, 65 yaş üzeri yetişkinlere önerilmektedir.

İlk konjuge pnömokok aşısı ise 2000 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde ruhsat alarak çocukluk çağı aşılama programına eklendi (PCV7).  Bu aşı 7 farklı S.pneumoniae suşundan elde edilen polisakkarit antijenlerin protein konjugasyonu ile elde edilmişti. 2010 yılında PCV7 aşısına 6 suş ilavesiyle geliştirilen 13 valanlı pnömokokal konjuge aşı ruhsatlandırılarak PCV7’nin yerini aldı (Prevenar 13, Pfizer). PCV13 aşısı şiddetli çocukluk çağı pnömokok enfeksiyonlarından sorumlu bakteri türlerine karşı koruma sağlamaktadır. ABD’deki araştırmalar, ilk uygulamadan bu yana çocuklarda görülen invaziv pnömokok hastalığının %80 oranında azaldığını göstermektedir.

Ülkemizde PCV7, 2008 yılında çocukluk çağı aşılama şemasına girmiştir. PCV13 ise 2011 yılında kullanılmaya başlanmıştır.

Year Vaccine
1977 14-valent polysaccharide vaccine licensed
1983 23-valent polysaccharide vaccine licensed (PPSV23)
2000 7-valent polysaccharide conjugate vaccine licensed (PCV7)
2010 13-valent PCV licensed

Konjuge Olmayan-23 Valanlı aşı

23-valan polisakkarit aşısı Streptococcus pneumonia nın çocuklar ve erişkinlerde görülen pömokoksik hastalıkların en az %85-)5inden sorumlu pürifiye kapsüler polisakkarit antijenlerini içeren konjuge olmayan pnömokoksik bir aşıdır.

Bu aşılar pnömokok enfeksiyonu gelişme riski yüksek kişilerde, kronik hastalığı olan çocuk ve yetişkinler; immünsüpresyon uygulanan çocuk ve yetişkinlerde pnömokok enfeksiyonuna karşı yeterli koruma sağlar. Ne yazık ki iki yaş altı çocuklarda yeterli bağışıklık oluşturmazlar.

ABD de 23 valanlı polisakkarit pnömokok aşıları 1983 yılında lisanslanmıştır.

Konjuge olmayan polivalan pnömokokal aşılar en virülan ve yaygın 23 pnömokok suşundan kapsüler polisakkarit içerir. Bu aşılar en yaygın altı virülan serotipi içerir: 6B, 9V, 14, 19A 19F ve 23F. Bu 23 antijen, klinike enfeksiyona neden olduğu bildirilen antijen tiplerinin yaklaşık %90ını temsil eder.

Konjuge olmayan polisakkarit aşıları, bağışıklık yanıtını T hücrelerinden bağımsız olarak stimüle eder. Aşı bağışıklık sistemninin pnömokokal kapsüle özgü antikorlar oluşturmak üzere stimüle eder. Böylece organizma fagositoza ve konakçının diğer savunma mekanizmalarına açık hale gelir. Bu aşılar tarafından üretilen antikorlar birinci derecede aşının etkinliği üzerinde etkili IgM antikorlardır.

Pnömokokal 23 polivalan aşı subktan veya intramüsküler enjeksiyonla verilir. Bağışıklık yanıtı aşının uygulanmasından 2-3 hafta sonra ortaya çıkar. Serotipe bağlı antikorlar 5-10 yıl sonra azalmaya başlar, fakat azalma hızı hasta popülasyonuna göre değişiklik gösterir. Aşının tekrar edilmesinden sonr, antikor titreleri artar, fakat anamnestik yanıt yani ilk bağışıklamadan daha güçlü yanıt görülmez. Klinik araştırmalar koruyucu etkinliğimim %60-90 oranında olduğunu işaret etmektedir.

Konjuge-13 Valanlı aşı

Konjuge pnömokok aşıları bağışıklığı güçlendirmek ve T hücre yanıtlarını daha güçlü indüklemek amacıyla pnömokokal kapsüler polisakkaritlerin diğer antijene bağlanmasıyla elde edilir.

13 valanlı konjuge aşı 23 valanlıların aksine iki yaşında küçük çocuklarda da immünojeniktir. Bu aşı 6 haftalıktan 5 yaşına kadar olan bebek ve çocuklarda Streptococcus pneumonia nın neden lduğuğu invazif hastalık, pnömoni ve akut otitis media ya karşı aktif bağışıklama için endikedir.

13 valanlı konjuge aşı 2010 yılının şubat ayında 13 Streptococcus pneumoniae suşunun etken olduğu invaziv hastalıklar profilaksisinde kullanılmak üzere FDA onayı almıştır.

İlgili Makaleler