Pandemide Eczacılık, Meslek Etiği Ve Meslek Örgütünün İşlevi

Pandemide Eczacılık, Meslek Etiği Ve Meslek Örgütünün İşlevi

Tıbbın ayrılmaz bir parçası olarak insanlık tarihinin en kadim mesleklerinden biri olan eczacılık mesleği, 50-60 yıl öncesine kadar üretim odaklı hizmet sunumuyla toplumsal rolünü yerine getirirken, günümüzde “ürün odaklı”, son yıllarda ise değişen paradigma ile “hizmet-değer- odaklı” hale geldi.

Bu değişimde en başta piyasa kurallarına göre sağlık reformu adıyla yeniden şekillenen sağlık hizmetlerinin genel yapısındaki pahalı-ileri teknoloji ile donatılmış “özel hastaneler ve sağlık kuruluşları odaklı” ekonomi-politik düzenlemelerle birlikte, artan kentleşme, çevre kirliliği, iklim değişikliği, doğal afetler, savaşlar, demografik değişiklikler ve hastalık tablosundaki değişim (insan ömrünün uzamasına bağlı yaşlı nüfus artışı ve kronik hastalıkların artması) karma hastalık tablosu ile birlikte son yıllarda ortaya çıkan Covid19 gibi yeni ve ölümcül enfeksiyon hastalıkları, savaşların yol açtığı sağlık sorunları, toplu sığınmacı akınları ve göçler ile birlikte toplumun kültürel ve sosyal yapısında meydana gelen büyük bir demografik değişim yaşanmaktadır. Bununla birlikte artan iletişim olanakları, toplumun sağlık hizmeti alma talebinde ve hizmet niteliğinin çeşitlenmesi ve daha yüksek kalitede sağlık hizmeti alma istediğinde artışa yol açmaktadır. Bu talep artışı da sağlık harcamalarının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda, sağlık harcamalarını sadece global bütçe gibi kısıtlayıcı düzenlemelerle değil, sağlık hizmetleri finansmanının sürdürülebilir olması için koruyucu sağlık hizmetlerine ve akılcı ilaç kullanımına daha çok önem verilmesi gerekmektedir. Koruyucu sağlık hizmetleri sunum ve akılcı ilaç kullanımına ise toplum eczanelerinin rollerinin önemi tüm dünyada giderek artmaktadır.

Tüm bu çok faktörlü değişim, toplumun sağlık hizmeti sunumundaki beklentilerinde de değişime yol açtığı gibi, hekim, eczacı, diş hekimi, hemşire, diyetisyen, fizyoterapist gibi sağlık meslek mensuplarını yetiştiren üniversitelerden de çağın gereklerine uygun sağlık insan gücü yetiştirecek eğitim reform beklentilerini de arttırmaktadır. Ne yazık ki, günümüzde artan üniversite ve fakülte sayılarına karşın eğitimde beklenen kalite, nitelik yükselişi sağlanamadığı gibi çok sayıda mezuna yeterli istihdam olanağı da yaratılamamış ve ülkemizde genç nüfusta ve özellikle eğitimli genç nüfusta işsizlik oranı kritik seviyeleri çoktan aşmış, eczacılık fakültelerindeki kontrolsüz artış, eğitimdeki kalite farklılığı sorunları, yardımcı ve 2. eczacılık vb. son 6308 Sayılı Kanuna bağlı olarak yapılan yasal düzenlemelerden kaynaklanan sorunlarla birlikte, mesleki etik ve deontolojik bozulma ve tahribat da giderek artmaktadır.

Bu nedenlerle, T.C. Anayasasının 135. Maddesine göre kurulmuş TEB ve bağlı 54 Eczacı Odasına büyük görevler düşmektedir. Zira, meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; üyelerinin ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birebirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak üzere kanunla kurulmuş kamu tüzel kişilikleridir. Bu kurumların, meslek etiği kuralları olarak belirlenmiş ve üyelerinin genel ve ortak olan davranış biçimlerini tanımlayan ilkelerin üç temel işlevi vardır:

  1. Yetersiz ve ilkesiz üyeleri ayırmak
  2. Meslek içi rekabeti düzenlemek
  3. Hizmet ideallerini korumak

Meslek Disiplin ve Ahlakını Korumak maksadıyla, 6643 Sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun (TEB Kanunu), meslek örgütüne verdiği görev ve yetkiler, Kanunun “20. ve 21. Maddelerinde bildirilmiştir.

Öte yandan, Covid19 pandemisinde, yaşamın birçok alanında olduğu gibi ilaç ve eczacılık hizmetlerini kesintisiz sürdürmek için salgının en zor günlerini ön cephede savaşarak geçiren toplum eczaneleri yeni sorunlarla yüzleştiler.

En temel sorunların başında, ilk aylardaki maske ve dezenfektanlara aşırı talepten doğan ve hatalı sağlık politikalarının yarattığı sorunlar dışında, “piyasada bulunamayan ilaçlar, gıda takviyesi adı verilen ve aslında her biri birer ilaç olan ürünlerin dağıtımındaki sorunlar, bunların internetten yasa dışı satışları, yine internet üzerinden sahte ilaç ve gıda takviyesi satışları, marketlerin bu ürünleri eczane görünümlü stantlarda satışa sunmaları gibi sorunlar ortaya çıktığı yaşayarak gördük.

Bazı ülkelerin eczacı örgütlerince ve uluslararası eczacılık örgütlerinin pandemi dönemi sorunlarının çözümü için hızla etik standartlar belirleyerek yeni rehberler hazırladıklarına tanık olduk. Bununla birlikte, etik ve deontolojik sorunlarla ilgili net çözüm yollarının her ülkenin kendi öznel koşullarıyla ilişkili olduğu da bir gerçektir. Türkiye’de ise Türk Eczacıları Birliği Yüksek Haysiyet Divanı kayıtlarına göre etik ve deontolojik sorunlara bakıldığında geçmiş yıllarla benzerliklerle beraber, Eczacılık yasalarına aykırı eylemlerin (%45,1) ile bu sorunların ilk sırasında olduğu ve bunların içinde muvazaa eyleminin tüm eylemler arasında (%38,7) ile ilk sırada yer aldığı görülmektedir.  Rekabete aykırı eylemlerin (%42,1) ile 2.sırada, Sosyal Güvenlik Kurumu Protokollerinde aykırı eylemlerin ise (%12,8) ile 3.sırada yer aldığı görülmektedir.

Peki, TEB üst yönetimi pandemi döneminde ortaya çıkan yeni etik ve deontolojik sorunlara ne gibi çözümler üretmiştir ?

Örneğin, pandemi döneminde eczaneler tarafından karşılanan raporlu ilaç reçetelerindeki deontolojiye aykırı eylemlerle ilgili davranışlarla ilgili yeni bir düzenleme getirildiği mi ?

Maalesef TEB üst yönetimi, pandemi dönemi etik sorunlarına ait bir düzenleme getirmeyi bırakın, bundan 6 yıl önceki TEB Genel Kurulunda, Meslek Etiği Kuralları oluşturulması yönünde verdiğimiz ve Genel Kurulca kabul edilen önerge sonucu, TEB Deontoloji Komisyonu üyesi olarak benim de katkı verdiğim ve sonraki TEB Olağan Genel Kurulunda delegelerin oylarıyla kabul edilmiş olan “Eczacılık Meslek Etiği Kurallarını” bu dönemde de ısrarla yürürlüğe koymamıştır. TEB 41. Dönem Olağan Genel Kurulunda da bu konuda İzmir Eczacı Odası Delegesi olarak yaptığım konuşma ve itirazlarıma karşın, TEB Başkanlık Divanı tarafından tüm girişimlerimiz engellenmiştir.

Artık, Birlik üst yönetiminin meslek sorunlarına, kayıtsız, keyfi ve günlük çıkar hesapları yapan bu örgüt yönetimi anlayışıyla mesleği ileri taşıması, sorunları çözmesi, meslek ahlak ve deontolojisini koruması, olanaklı değildir. Bu nedenle gelecek dönemin “Birlikte Değişim” dönemi olmasını diliyorum.

Tüm mesleki yaşamını, eczacılık mesleğinin toplumda hak ettiği saygınlığa ve kazanımlara kavuşması, meslek ahlakı, etiği ve deontolojinin yerleşmesi için gerek serbest eczacı, gerek hastane eczacısı, üniversitelerde yönetici ve hocalık yaparak, gerekse meslek örgütünde bir çok kademede çalışarak 40 yıla yakın bir süredir emek ve eserler vermekte olan bir meslektaşınız olarak, yeni dönemin, ülkemize, insanlığa ve mesleğimize yeni umutlar taşıması Birlikte Değişim dönemi olması dileğiyle tüm meslektaşlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Esen kalın.

Dr. Öğr. Üyesi Bülent KIRAN

Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

Eczacılık İşletmeciliği Anabilim Dalı Başkanı

TEB 41. Dönem Yüksek Haysiyet Divanı Üyesi

kiran.bulent@gmail.com

ilachaber
ilachaber
ADMINISTRATOR
PROFİL

İlgili Makaleler